Türkiye Ekonomisi

Türkiye ekonomisi, dinamik yapısı ve jeopolitik konumuyla öne çıkan, aynı zamanda önemli zorluklarla da yüzleşen bir ekonomidir. Son yıllarda uygulanan makroekonomik politikalar ve küresel gelişmeler, ekonominin seyrini belirlemiştir.


 

Temel Göstergeler ve Mevcut Durum

 

  • Büyüme: Türkiye ekonomisi, 2023 yılında %4,5, 2022'de %5,5 ve 2021'de %11,4 büyüme gösterdi. Uluslararası kuruluşlar, Türkiye'nin büyüme tahminlerini 2025 ve 2026 yılları için farklı oranlarda belirlese de, genel olarak %2,7 ile %3,9 arasında bir büyüme öngörüyorlar (IMF: 2025 için %2,7, 2026 için %3,2; OECD: 2025 için %2,9, 2026 için %3,3). Bu oranlar, küresel ekonomideki yavaşlamaya rağmen Türkiye'nin pozitif büyümesini sürdüreceğini gösteriyor.

  • Enflasyon: Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri yüksek enflasyondur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yıl sonu enflasyon tahminini %24, 2026 için ise %12 olarak belirlemiştir. Bu hedefler, enflasyonla mücadelede kararlılık sinyalleri verse de, gıda enflasyonu ve kur geçişkenliği gibi faktörler, beklentiler üzerinde baskı oluşturmaya devam etmektedir.

  • İşsizlik: Türkiye'de işsizlik oranı 2022'de %10,4 olarak gerçekleşti. Erkeklerde %8,9, kadınlarda ise %13,4 seviyelerinde seyretti. İşsizlik, özellikle genç nüfus ve kadınlar arasında önemli bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Geniş tanımlı işsizlik oranları, gerçek işsizlik tablosunun daha da yüksek olduğunu göstermektedir.

  • Cari Açık: Cari açık, Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından biridir. 2023 yılında 45,2 milyar dolar olarak gerçekleşen cari açık, 2024 Kasım itibarıyla 12 aylık bazda 7,4 milyar dolara geriledi. Ancak Nisan 2025'te ise 7,86 milyar dolara genişlediği görülmüştür. Cari açık, enerji ithalatına bağımlılık, döviz kuru hareketleri ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilenmektedir. Uzun vadede bu oranın 2026'da GSYİH'nin %-2.50'si ve 2027'de %-1.60'ı civarında seyretmesi bekleniyor.

  • Dış Ticaret: Türkiye'nin ihracatı 2024 yılında bir önceki yıla göre %2,4 artışla 261 milyar 855 milyon dolara yükselirken, ithalatı %5 azalarak 344 milyar 20 milyon dolar oldu. Dış ticaret açığı ise geçen yıl %22,7 azalarak 82 milyar 165 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracatın artırılması ve katma değerli ürünlerin üretimi, dış ticaret dengesinin iyileştirilmesi için kritik öneme sahiptir.


 

Türkiye Ekonomisinin Temel Sorunları

 

  • Yüksek Enflasyon ve Enflasyon Beklentileri: Enflasyonun kalıcı olarak düşürülememesi ve beklentilerin çıpalanmaması, ekonomik istikrarı olumsuz etkiliyor.

  • Cari Açık ve Dış Finansman İhtiyacı: Yüksek enerji bağımlılığı ve ithalata dayalı üretim yapısı, cari açığın sürekliliğine neden oluyor. Bu da dış finansman ihtiyacını artırarak ekonomiyi dış şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor.

  • Yapısal Sorunlar: Düşük tasarruf oranları, vergi yapısındaki eşitsizlikler, düşük kapasite kullanım oranları ve nitelikli işgücü eksikliği gibi yapısal sorunlar, potansiyel büyümenin altında kalınmasına neden olmaktadır.

  • Kişi Başı Milli Gelirin Artmaması: Ekonomik büyümenin dış borç ve ithalata dayalı olması, büyümenin refaha yeterince yansımamasına yol açmaktadır.

  • Yüksek Faizler: Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan yüksek faiz politikaları, şirketlerin yatırım maliyetlerini artırarak üretimi ve istihdamı olumsuz etkileyebilmektedir.


 

Geleceğe Yön Veren Akımlar

 

Türkiye ekonomisi, bahsedilen sorunların yanı sıra, geleceğe yönelik önemli fırsatları da barındırmaktadır:

  • Dijitalleşme ve Yapay Zeka Entegrasyonu: E-ticaretin büyümesi, dijital dönüşüm yatırımları ve Yapay Zeka'nın iş süreçlerine entegrasyonu, verimlilik artışı ve yeni iş modelleri yaratma potansiyeli sunuyor.

  • Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik: Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyum süreci, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırmasını, döngüsel ekonomi modellerine geçişini ve sürdürülebilir finansman araçlarını geliştirmesini teşvik ediyor.

  • Küresel Tedarik Zincirlerindeki Değişimler: "Yakından tedarik" ve "dosttan tedarik" gibi eğilimler, Türkiye'nin jeopolitik konumunu ve üretim kapasitesini değerlendirerek alternatif bir üretim ve yatırım merkezi haline gelmesini sağlayabilir.

  • Demografik Değişimler ve İşgücü Yapısı: Nüfusun yaşlanması, nitelikli işgücüne olan ihtiyacı artıracak ve esnek çalışma modellerini yaygınlaştıracaktır.

Türkiye ekonomisi için kısa vadede enflasyonla mücadele ve makroekonomik istikrarın sağlanması, uzun vadede ise dijitalleşme ve yeşil dönüşüm gibi yapısal reformların hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu süreçlerin doğru yönetilmesi, Türkiye'nin sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme patikasına girmesini sağlayacaktır.

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.